Taşın Artık O Daldan !
“Keşke onu yapmasaydım, ne güzel şöyle olacaktı.” Boşa zorlama arkadaş eğer onu yapmasaydım diye bişey yok. Yaşamışsın ve sonucu iyi yada kötü olarak sana geri dönmüş. İnsan sonunu görse hiç kötü kararlar alırmıydı? Eğer biz öleceğimiz yeri bilsek hiç o yere gidermiydik? Peki eğer kader olmasaydı yarın için umudumuz olurmuydu? Çünkü kader dediğimiz olayı aslında biz kendimiz yazdık. Yaşadık yazıldı ve dünyaya geldik. Yani onu yapmasaydım bunu yapmasaydım falan diyipte kendimizi yormamıza çokda gerek yok. Eğer yapmışsak yapmışızdır ve bitmiştir önümüzdeki maçlara bakalım.
İnsanın kendi kaderini kendi yazdığı bir hayatı yaşarken acaba yaptıklarımız ya da yapacaklarımız konularda ne kadar sağlam kararlar verebildik. Kendimiz içinmi yaşadık yoksa başkaları içinmi. Kimse kolay kolay kimseye zorla birşeyler yaptırmaz bu dünyada. Yaptırsada “el elin eşşeğini türkü çağıra çağıra arar” der atalarımız. Zaten o zaman yapılan şeyden hayır gelmez. Bazen düşünüyorumda lan ne kadarda kısa aslında hayat, ortalama 70 80 yıl yaşar insan. Peki bu yaşadığımız, yaşayacağımız zaman içinde ne kadar kendimiz için yaşadık? Ya da ne kadar düzgün kararlar aldık? Tutunuyoruz bir dala o dal çatlayıpda kırılana kadar ordayız. Taki biz yere düşene kadar. Düşüyoruz sonra tekrar çıkıp çatlayan dalı buluyoruz acaba tekrar onarıp üstüne çıkarmıyız diye. Peki neden ağacın diğer dallarında değiliz? Neden hayatı hep aynı şartlar altında yaşıyoruz. Kaderimizi eğer kendimiz yazıyorsak neden günahlardan arınıp sevaba dönmüyoruz. Ne bileyim eğer kötülükler yapıp hele birde bunu kendimize itiraf edebiliyorsak neden iyiliğe dönmüyoruz. Birini seviyorsak ve o da kendimiz gibi her geçen gün biraz daha yaşlanıyosa neden çıkıpta yüzüne haykırmıyoruz; seviyorum ulan !
Dedim ya düşmüşüz bi yola o oyolda tam gaz devam. İnsan oğlu işte herkesin bir telaşı var. Kimisi düşer ekmek peşine, kimisi karı kız. Kimi okumak derdindedir, kimi gezmek. Hayatın kuralı bu birşeyler peşinden gitmek zorundayız. Hele biz gençler daha sağlam bir gelecek için, temelleri iyi atmak zorundayız. Ama anlatmaya çalıştığım şu; bu temelleri atarken odaklandığımız şeyler dışındada hayatın var olduğu. Mesela çalışmak dışında gezmekte var, sevilmek dışında sevmekte var, ağlamak dışında gülmekte var. Bunu gibi nice şeyler. İşin iyi yada kötü tarafında olalım illaki diğer taraflarıda bilmek yaşamak lazım. Yaşantımızda “keşke” değilde” iyiki” demek için at gözlüklerini çıkarıp etrafa bakmalıyız.
Yazının en başında yazdığım o kelimeyi kullanmamak için daima en mantıklı kararları verip ufkumuzun en genişiyle hayatı yaşayalım. Dediğim gibi “kader işte” diyip ağlamak yerine,” iyiki yapmışım” diyip hep gülmekte var. Bu yazıyı okuyupta illaki hayatının bir kısmında belki birşeyler depreşenler olabilir :) Ben bunları yazıyorum ama bende bile oynadı bazı konular yani. Ben Kendimce inanıyorum ki “kader işte” değil, aslında KADER tamamen BİZDE !
1989 yılında doğmuşum öyle diyolar. Çok küçük yaşta önüme televizyon gibi bişey koydular haa bide tuşları vardı:) Çok sevdim oda beni sevdi. Derken kendimi burda buldum. Yazıyorum çiziyorum ağzıma geleni sayıyorum. Sanırım ben blogger oldum. Hadi hayırlısı…