Sen Bu Ülke İçin Ne Yaptın !
Önceki yazımdada dediğim gibi çok yazamıyorum. Bu aralar (daha doğrusu 4 yıldır) kendime pek fazla zaman ayıramadığım için, kendimle ilgili şeyleri yapmakta zorlanıyorum. Mesela 5 yıldır yazdığım blogumda yazılar yazamıyorum. Diyeceksiniz ki yazmak o kadar zaman alan bir şey değil. Mesele aslında sadece yazmakda değil. Yazacak konuda günlerdir bu ara bloga dönmemden dolayı ne yazsam diye düşünüyorum. Sanırım birşeyler yazıcam.
Biliyorsunuz 2011 itibariyle bir seçime giriyoruz. Milletvekili aday adayları, partilerin seçim kampanyaları, seçim propagandaları falan filan. Seçime her yaklaştığımız gün ortalık biraz daha kızışıyor. Aslında ben pek siyaseti sevmem. Siyasette savunduğum görüşü ne biyerde söylerim nede çıkıp destek olurum. O benim düşüncemdir ve bende saklıdır. Ne kimsenin bilmeye hakkı var nede yargılamaya. Ama bu aralar ilgimi fazlasıyla çeken şeyler oluyor. Bu aslında benim siyasi anlayışımın birazda genelini kapsıyor. Olay şu; biliyorsunuz ki milletvekili aday adayı olmak için eğer resmi olarak bir kurumda çalışıyorsanız ya da bir işin başındaysanız sanırım yasa gereği istifa etmeniz gerekiyor. Partiler adaylarını belirlemek için bir birbuçuk ay önce başvuru almaya başladı ve televizyonlarda sürekli istifaları görmeye başladık. Bilmemne başkanı istifa ediyor bilmemne partisinden adaylığını koyuyor. Sosyal iletişim ağlarını yakından takip ediyorum. Günümün birçoğu bilgisayar başında geçtiği için ister istemez göze çarpıyor.
Şimdi ben bunları neden saçmaladım. Takıldığım olay aslında şu. Daha şimdiden aday adaylık aşamasında herkes birbirine atıp tutmaya başladı. Siyasi liderler dışında halk, yok ondan milletvekili olmaz, yok o hırsız yok bu arsız demeye başladı. İşin aslında o kişinin hırsız yada arsız olduğu yatmıyor. Bizim sevgili halkımız o kişinin görüşünü savunmuyorsa eğer o dünyanın en iyi hırsızı sömürür bu ülkeyi. Mesela bu sabah gazetelerin sürmanşetlerinde şu haber vardı. Başbakan İbrahim Tatlıses’i ziyaret etmiş ve bu ziyaret sonrası Tatlıses’in aday adaylığını kabul etmiş. Büyük ihtimallede direk aday olacak. Twitterda facebookda millet yazmaya başlamış mesela bizi yatağındanmı yönetecek diye. Yada ne bileyim bir kurumun başındaki biri b partisinden aday adaylığını koymuş. Yok efendim o adam bilmemneyi bile yapamadı ondan aday olmaz. Yani anlıyacağımız sağcı solcuya vurduruyor, solcu sağcıya. Bugün ülkemiz için neler yapıyoruz?Şuan ortadoğudaki isyanları hepimiz biliyoruz. Ya ülkemize sıçrarsa. Zor bir ihtimal ama göz önünde bulundurarak hareket etmek en iyisi. Peki bunların hepsinin üst üste gelmesi ve isyan çıkan ülkelerin genelde zengin olması bir tesadüfmü? Zenginlik derken bir kısmının altında yatan zenginlikten bahsediyorum. Son olarak libyada kaddafiyi durdurmak adına petrollerin üstüne üstüne giden batılılar. Neyse bunlar aslında başlı başına bir konu. Benim takıldığım nokta şu. A partisi yada B partisini arkasında birşeyler aramak yerine neden birlik olup birşeyler yapmıyoruz. Eğer birilerinin yanlışı varsa neden düzeltmek yerine onların yanlışlarını gün yüzüne çıkarıyoruz. Eğer varsa birinin yanlış bir yolu o yolun önünde biz duralım. Atıp tutmanın kimseye bir yararı yada zrararı olmayacak. Ben kimseyi bu atıp tutanlara soruyorum; sen bu ülke için ne yaptın ?
Posted in Genel Haber
1989 yılında doğmuşum öyle diyolar. Çok küçük yaşta önüme televizyon gibi bişey koydular haa bide tuşları vardı:) Çok sevdim oda beni sevdi. Derken kendimi burda buldum. Yazıyorum çiziyorum ağzıma geleni sayıyorum. Sanırım ben blogger oldum. Hadi hayırlısı…