Genelde bu tip saçma yazılar yazmam. Ama niyedir bilinmez içimden böyle bir yazı yazmak geliyor ne zamandır. Konumuz herkesin uzaktan yakından, kıyıdan köşeden aşina olduğu aşk. Nedir bu aşk? Nasıl birşeydir. Yenilirmi içilirmi. Nasıl yaşanır kim yaşar? Yaşayanlar bu soruların yanıtlarını çok iyi bilir aslında. Bazen düşünürüm hep. Annem neden beni mart ayında doğurdu. Niye derseniz, balık burcu olmamdan dolayı fazla duygusalım bu konularda. Çok fazlada romantik. Hiç sevmediğim bir tiptir aslında. Ama naparsın insanın huyundan beter bişey yok kurtulamıyorsunuz bi türlü. Ben bu aşk denen şeyi çok düşündüm hep. Nasıl birşeydir diye. ASlında aşk diye yaşadıklarımız yalanmı. Yaşadıklarımızmı yoksa aşkmı yalan olan? Birini seversiniz, şansınız varsa oda sizi. Birlikte gezip birlikte yaşamaya başlarsınız. belki aylar belki yıllar geçer. Yaşadığınız şehirde ayak basmadığınız tek bir toprak kalmaz. Siz birbirinizi deli gibi seviyorsunuzdur. Bu ilişki aslında evliliğe yani bir ömür beraber yaşamaya doğru gider. Hayalleriniz olur. Genelde mütevazı bir ev bir çocuk hayaliyle başlar herşey. Sonra beraber gezerken baktığınız her vitrinde evinize alacağınız şeyleri tartışırsınız. Her kuyumcu önünde durup, birbirinize hediye seçersiniz. Derken bir gün gelir karşınızda hani aşık olduğunuz kişi varya birden değişiverir. Size hiçde tahmin etmediğiniz şeylerden bahsetmeye başlar. Konu şöyle başlar;
“Aslında çok sevmiştim seni.Biliyosun ki çok şey yaşadık seninle. Bana hayatımın en güzel anlarını yaşattın. Her şey için teşekkürler.” diye başlar bu konuşma. Sonrasında artık ayrılmalıyız kendine çok iyi bak der. Siz onsuz bir an bile kalmayı tahmin edemezken o ömrünün geri kalan yıllarında sizsiz yaşamayı tercih etmiştir. Düşünürsünüz bir an. Hani aşıktık? Hani sevmiştik aşk denen şeyi. Yaşaması çok zevkliydi. Çok güzeldi o kuyumcu vitrini önündeki zamanlar. Onu 1 gün görmeseniz ertesi gün görüşünüzde, kalbinizin bir motor gibi hiç durmadan çarpması çok güzeldi. Elini tuttuğunuzda dünya umrunuzda değildi. Birde sözler vardı, verilen sözler. “Seni çok seviyorum ve senden asla ayrılmam.” gibi. Şimdi aşk dedik en başında. Neydi tekrar gözden geçirelim. Sevmekti aşk deli gibi karşılık bile beklemeden sadece sevmek. Peki sevgi bitermiydi? Sevgi biterse aşk nasıl olurdu? Siz sevgi nasıl olurda biter sorusuna cevap ararken aslında canlı örneği karşısınzda size kendine iyi bak diyordu. Nasıl iyi bakar bu durumda kendine? Bu her ilişkiyi bitirenin klasik sözleridir. Kendine iyi bak acınası bir durumu ifade eder. Yani “sen beni çok seviyorsun ama bendeki sevgi bitti. Bundan sonra ben olmayacağım hayatında. Dolayısıyla acı çekeceksin. Bu geçen zamanda kendine iyi bak.”
Şimdi bu yazıyı okuyan belkide bir çok çeşitte insan olacak. Seven, sevilen, aldatılan, evlenen, sözlenen. Farklı yorumlayacak bir çok kesim. Ben kendimden söz edecek olursam aşkı en iyi bilenlerdenim diye başlarım. Ve bu yazıyı okuyanlara aslında aşk ile ilgili çokda iyi şeyler söyleyemem. Sonuçta bir yazar değilim. Ama sanırım hayatta en önemli şey bilgiden önce tecrübedir. Yaşanan tecrübeler insanda çok büyük kalıntılar bırakır.
Şimdi burayı okurken sevgilisi olanlar belkide çok önemsemeyip kapatacaklar hemen. Çünkü onlar için pekde iyi şeyler yazmıyorum sanırım. Fakat bir şey ekliyorum, bir gün bunları yaşayacaklar. Mesela mutlu bir ilişkide olanların bir sözü vardır. Biz asla ayrılmayacağız. Hayırdır kefeni ikizmi diktireceksiniz? Yok bir tek ölüm ayırır bizi. :) gülmekten başka bişey yapamıyorum. Akıllarının bir köşesinde bulunsun o zaman bu yazdıklarım. Bir gün olurda aynı senaryoyu oynanırsa hayat onlara tekrar okurlar yazdıklarımı. Yazılarım burda ölümsüzdür.
Birde ayrılmışlar gözüyle bakalım şu yazıya. Ne hissediyorlar şimdi. Gerçekten onlarda benim gibi aşka inanmadılar mı? Yoksa onlar bu yaşananların aynısınımı yaşadı. Büyük ihtimal öyle olacak. Dedim ya çoğu ayrılık birbirlerine benzer. Ayrılığın sebebi aslında sevginin bitmesidir. Ama sürekli ortaya başka bahaneler atılır. Aslında ayrılanın bitmiştir sevgisi ama böyle söylemez. Beni artık çok sıkıyosun dayanamıyorum der ve gider. Yada herhangi bir bahane. Tabi istisnalarda yok değil. Bazen çok seven iki tarafta ayrılmak zorunda kalır. Çok büyük bir nedendir ayrılma sebebi. Bu ilişkinin bitmesi farz olur zaten ona sözümüz yok. Ama unutmayın ayrılıklar nasıl birbirlerine benzerse yine istisnalar hariç hepsi birbirine benzer. Terkedilen taraf bir boşluğa düşer. Kendini kaybeder. İçinde hep bir umut olur. Aklında ten bir soru ya dönerse? Bekler öyle umutlarıyla birlikte. Bazıları mutlu sonla biter bazıları ise hüsranla.
Buna benzer bir şey yaşadım zamanında. Madem yazı uzun olacak yazayım bunuda. Lise 2 deydim. Bi kızı seviyorum. Unutmaya çalışırken başka biri ile çıkıyorum. Neyse bir süre çıkıp amacıma ulaşıyorum. Eski sevdiğimden geriye eser yok (: Ama bir anda çıktığım kızı çok sevmeye başlıyorum. Ve tipik bir ayrılık hadisesi. Bana geliyor sevgim bitti diyor. Aradan aylar geçiyor umutla bekleyen ben umutların tükendiği bir anda karşımda buluyorum onu. Çıkmış bana pişmanım diyor. Yine basit bir yalan söylüyor. Aslında sana olan sevgim bitmedi ama sebep farklıydı diyor. İnanmıyorum tabi. Bu araya ezelden bir sahne sıkıştıralım. Ezel izleyenler bilir. Bir sahne var. Ömer ile eyşan sahnesi. Hapishanede geçiyor. Orda ömer’in söylediği bir cümle belkide dizinin en güzel sözleriydi. Tam olarak hatırlamıyorum ama şu şekildeydi. “Beni sevmediğini bilsem bile, seviyorum de inanırım.” Bu sahne facebookda youtube da çok var izlemenizi tavsiye ederim mükemmeldi. Neyse konumuza dönelim. Tabi seviyorum ya inandım o yalanına döndüm tekrar yani. Sonrası ise daha güzeldi. Bir başka seviyorduk birbirimizi yani en azından ben öyle hissetmiştim. Neyse aradan yıllar geçiyor ve bana gelip ayrılmak istediğini söylüyor. bu gibi bir durumda benim gibi birisi neler yaşar tahmin etmeniz zordur. Yaşamanız lazım (: Sonra soruyorum kendime nerde bu aşk. Gel ey aşk nerdesin. Hani bitmezdin hani ölüm bile bitirmezdi diye söyleniyorum kendi kendime. E peki bu değilmiydi ölüm ayırır bizi diyen. Bu değilmiydi her defasında seni seviyorum diyen. Evet buydu ama artık değişmişti roller. O artık aşık kızı oynamıyordu hayatta. Senaryo değişmişti. Aşk sandığımız şeyi yaşayıp bitirmiştik. Halbuki bu aşk değildi hevesti sadece.
Peki bu kadar kolaymıdır aşktan bahsetmek. Gerçekten bu kadar basitmidir aşk. yaşayıp bitirmekmidir sadece. Bana soracak olursanız başkadır aşk. Sonu yoktur. Bir sona gelindiyse eğer yaşanmamıştır hiçbirşey. Ve eğer bir gün birini severde sevginiz biterde asla aşık olmamışsınızdır. Ama bir gün siz sevdiğinizde o çekip giderse, ve buna rağmen siz ömrünüzce onu bekler, severseniz işte o zaman aşk’ın bir parçası olmuşsunuzdur…
30 Ekim 2009
1 person has left a comment
:(